Sternoklaviküler eklem, köprücük kemiği ile göğüs kemiği arasında yer alır ve kolu gövdeye bağlayan tek eklemdir. Omuz kuşağının gövdeyle koordineli hareket etmesini sağlar. Eklem, küçük yapısına rağmen üst ekstremite fonksiyonları için kritik öneme sahiptir.
Sternoklaviküler eklemin hemen arkasında soluk borusu, yemek borusu ve baş-boyun bölgesine giden büyük damarlar yer alır. Bu nedenle sternoklaviküler eklemin arka tarafa doğru çıktığı (posterior çıkık) durumlarda yalnızca omuz hareketleri kısıtlanmakla kalmaz; aynı zamanda solunum, yutma veya dolaşım problemleri gibi hayati riskler de oluşabilir.
Sternoklaviküler eklemin akut çıkıkları hastane ortamında yerine oturtulur. Eğer eklemde kalıcı bir instabilite gelişirse, ameliyat gerekebilir. Bu durumda uygulanan ameliyat genellikle bağların yeniden yapılandırıldığı bir rekonstrüksiyon ameliyatıdır. Tıpkı ön çapraz bağ ameliyatında olduğu gibi, hastanın hamstring tendonlarından biri (genellikle gracilis) greft olarak alınır ve eklem stabilitesi bu greft yardımıyla yeniden sağlanır.
Sternoklaviküler Eklem Nedir?

Sternoklaviküler eklem, köprücük kemiği (klavikula) ile göğüs kemiği (sternum) arasındaki bağlantıyı oluşturur. Omuz kuşağını gövdeye bağlayan tek eklem olması nedeniyle yük taşıma, kol hareketleri ve gövdeyle senkronize hareket için vazgeçilmez bir yapıdır.
Eklemi çevreleyen kapsül ve bağlar, hem hareket kabiliyetine izin verir hem de stabilite sağlar. Ancak travmaya maruz kaldığında bu yapıların zedelenmesi, çıkık ya da instabiliteyle sonuçlanabilir. Eklem çıkıkları nadir görülür ancak özellikle arka tarafa doğru olan (posterior) çıkıklar hayati risk oluşturabilir.
Sternoklaviküler Eklem Yaralanmaları Nedir?
Sternoklaviküler eklem yaralanmaları genellikle travma sonucunda ortaya çıkar. Bu yaralanmalar çıkık (dislokasyon) ya da kısmi çıkık (subluksasyon) şeklinde olabilir. Eklem çıkığının yönü önemlidir; çünkü çıkığın öne (anterior) veya arkaya (posterior) olması hem belirtileri hem de riskleri değiştirir.
Anterior çıkık, yani köprücük kemiğinin öne doğru yer değiştirmesi daha sık görülür. Genellikle belirgin bir şişlik ve şekil bozukluğu ile kendini gösterir. Posterior çıkık ise daha nadirdir ama çok daha ciddidir. Çünkü sternoklaviküler eklemin hemen arkasında kalp ve akciğere giden büyük damarlar, yemek borusu ve soluk borusu bulunur. Posterior çıkıklar bu yapıları baskı altına alarak solunum ve dolaşım sorunlarına yol açabilir.
Travmatik çıkıklar genellikle yüksek enerjili yaralanmalar sonucu oluşur. Örneğin trafik kazaları ya da temas içeren sporlar (futbol, rugby gibi) buna neden olabilir.
Özellikle 20-25 yaş altındaki hastalarda, sternoklaviküler eklem çıkığı ile köprücük kemiğinin büyüme plağından (fizis) ayrılması karıştırılabilir. Çünkü bu yaş grubunda fizis henüz tamamen kapanmamıştır ve benzer görüntüler oluşturabilir.
Bazı kişilerde ise travma olmadan, kol yukarı kaldırıldığında kendiliğinden gelişen geçici subluksasyonlar görülebilir. Bu tür durumlar genellikle genç yaşta ortaya çıkar ve altta yatan bağ gevşekliği (ligamentöz laksite) ile ilişkilidir. Subluksasyon kol aşağı indirildiğinde kendiliğinden düzelir. Bu durumda genellikle cerrahi gerekmez; hastaya güven verilmesi ve lokal semptomlara yönelik tedavi yeterlidir.
Sternoklaviküler Eklem Yaralanması Belirtileri
Sternoklaviküler eklem yaralanmalarında görülen belirtiler, çıkığın yönüne ve eklemde kalıcı instabilite gelişip gelişmediğine göre değişiklik gösterir. Hastalar genellikle köprücük kemiği çevresinde ağrı, omuz hareketlerinde kısıtlılık ve kemiklerde oynama hissi ile doktora başvurur.
Sternoklaviküler Eklem Çıkığı Belirtileri (Akut Çıkık)
Travma sonrası gelişen sternoklaviküler eklem çıkıkları, ani başlayan şikayetlerle ortaya çıkar. En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Anterior (öne doğru) çıkık: Cilt altında öne doğru belirgin bir kemik çıkıntısı fark edilir. Bölgeye dokunmakla hassasiyet ve şişlik oluşur. Omuz hareketlerinde ağrı belirgindir.
- Posterior (arkaya doğru) çıkık: Görsel olarak belirgin bir deformite olmayabilir. Ancak yutma güçlüğü, nefes darlığı, göğüste baskı hissi veya ses kısıklığı gibi hayati bulgular gelişebilir. Bu tür çıkıklar, sternum arkasındaki damar ve organlara baskı yaptığı için acil müdahale gerektirebilir.
Kronik Sternoklaviküler Eklem İnstabilitesi Belirtileri
Bazı hastalarda ilk travma sonrasında eklem stabilitesini kaybeder ve zamanla kronik instabilite gelişir. Özellikle aktif bireylerde bu durum yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Kronik instabilitenin sık görülen belirtileri şunlardır:
- Omuz hareketleri sırasında köprücük kemiğinin göğüs kemiği üzerinde ileri-geri hareket etmesi
- Göğüs ön duvarında yer değiştiren kemik hissi veya çıtırtı sesi
- Kol yukarı kaldırıldığında artan rahatsızlık ve güven kaybı
- Günlük hareketlerde tekrarlayan ağrı veya baskı hissi
- Omuz hizasında estetik bozulma ya da asimetrik görünüm
Sternoklaviküler eklem instabilitesi, çoğu zaman ilk bakışta gözden kaçabilir. Ancak uzun süreli şikayetleri olan ve özellikle hareket sırasında köprücük kemiğinde oynama hisseden hastalarda tanı doğru konulmalı, gerekirse cerrahi planlama yapılmalıdır.
Sternoklaviküler Eklem Yaralanmalarında Tanı Nasıl Konur?
Sternoklaviküler eklem yaralanmalarının doğru şekilde tanımlanması, etkili bir tedavi planı için kritik öneme sahiptir. Özellikle posterior çıkıklar ve kronik instabilite gibi durumlar dışarıdan bakıldığında kolayca fark edilemeyebilir. Bu nedenle hem klinik değerlendirme hem de görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılmalıdır.
Fizik Muayene
Hekim tarafından yapılan fizik muayenede aşağıdaki bulgular dikkat çeker:
- Köprücük kemiği hizasında şişlik, hassasiyet veya deformite
- Kol hareketleriyle ağrı ya da eklemde anormal hareket hissi
- Posterior çıkık şüphesi varsa, yutma güçlüğü veya nefes alma zorluğu
Ancak özellikle arka çıkıklar fizik muayenede gözden kaçabilir. Bu durumda görüntüleme büyük önem taşır.
Görüntüleme Yöntemleri
Röntgen
Öncelikle standart ön-arka röntgenler istenir. Ancak sternoklaviküler eklem, diğer kemik yapılarla üst üste geldiği için bu yöntemle çıkığın yönü her zaman net olarak görülemez.
Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Sternoklaviküler eklem yaralanmalarının tanısında en değerli görüntüleme yöntemi BT’dir. Üç boyutlu değerlendirme yapma imkanı sunar ve özellikle çıkığın yönünü (anterior vs. posterior) doğru şekilde belirlemek için gereklidir. Ayrıca BT sayesinde eklem yüzeyindeki kırıklar, instabilite bulguları ve komşu anatomik yapılara olan ilişkiler detaylı olarak değerlendirilir.
Posterior çıkıklarda, mediastinal organlara olan mesafenin ve basının değerlendirilmesi için BT incelemesi hayati önem taşır. Bu nedenle posterior çıkık şüphesi olan her hastada BT mutlaka yapılmalıdır.
Manyetik Rezonans (MR)
MR görüntüleme, eklem kapsülü, bağlar ve yumuşak doku yapıları hakkında bilgi verir. Ancak tanıda ilk tercih BT’dir. MR daha çok tedavi planlaması veya kronik instabilite şüphesinde yardımcı olarak kullanılır.
Sternoklaviküler Eklem Yaralanmalarında Tedavi Yöntemleri
Sternoklaviküler eklem yaralanmalarında tedavi planı; çıkığın yönüne, eşlik eden yapısal hasara ve eklemde kalıcı instabilite olup olmamasına göre belirlenir.
Akut Sternoklaviküler Eklem Çıkığı Acil Bir Durumdur!
Özellikle arka (posterior) çıkıklar, hayati organlara baskı oluşturma riski taşıdığı için acil müdahale gerektirir. Bu tür durumlarda hastanede monitörizasyon eşliğinde, uzman hekimler tarafından kapalı veya açık redüksiyon (eklemi yerine oturtma) işlemi yapılır.
Ön (anterior) çıkıklar genellikle daha az risklidir ve acil hayati tehdit oluşturmaz. Ancak bu çıkıklar da bazen eklem kapsülünde ciddi hasara yol açarak ileride instabiliteye neden olabilir.
Kronik Sternoklaviküler Eklem İnstabilitesinde Tedavi
İlk travmadan sonra eklem kapsülü ve bağlar iyileşmezse, zamanla kronik instabilite gelişebilir. Bu durum özellikle aktif bireylerde ciddi bir fonksiyon kaybına ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilir. Sürekli oynayan bir köprücük kemiği, hastaya hem fiziksel hem de psikolojik rahatsızlık verir.
İnstabiliteye bağlı şikayetler hafifse, fizik tedavi ve omuz kuşağını güçlendirmeye yönelik egzersizler denenebilir. Ancak birçok hastada bu yöntem yetersiz kalır.
Kronik Sternoklaviküler Eklem İnstabilitesi Ameliyatı Kimlere Yapılır?
Kronik sternoklaviküler eklem instabilitesinde ameliyat; özellikle aşağıdaki durumlarda gereklidir:
- Eklemde tekrarlayan çıkık ya da belirgin gevşeklik varsa
- Ağrı ve güvensizlik hissi günlük yaşam aktivitelerini sürdürmeye engel ise
- Hasta aktif yaşam sürüyor ve instabilite fonksiyonel kısıtlılığa yol açıyorsa
- Posterior yönlü kronik instabilitelerde yutma güçlüğü, solunum sıkıntısı gibi hayati bulgular ortaya çıkıyorsa
Rekonstrüksiyon ameliyatında, kopan bağların görevini üstlenmek üzere bir tendon grefti kullanılır. Genellikle hastanın kendi hamstring grubundan alınan gracilis tendonu tercih edilir. Bu greft, özel tekniklerle köprücük kemiği ve sternum arasında tüneller açılarak geçirilir ve bağ yapıları yeniden oluşturulur. Bu sayede sternoklaviküler eklem tekrar stabil hale gelir.
Ameliyat sonrası başarı oranı yüksektir ve doğru uygulandığında hastaların büyük kısmı günlük ve sportif aktivitelerine güvenli şekilde dönebilir.
Sternoklaviküler Eklem Rekonstrüksiyon Ameliyatı

Kronik sternoklaviküler eklem instabilitesinin kalıcı çözümü cerrahi rekonstrüksiyondur. Bu ameliyatta amaç, gevşemiş ya da kopmuş bağların yerine greft kullanılarak eklemin tekrar stabil hale getirilmesidir.
Rekonstrüksiyon ameliyatında genellikle hastanın kendi hamstring grubundan alınan gracilis tendonu greft olarak tercih edilir. Bu tendon, köprücük kemiği (klavikula) ile göğüs kemiği (sternum) arasına özel tekniklerle yerleştirilir. Kemiklere açılan tünellerden geçirilen greft, orijinal bağların yerini alacak şekilde sabitlenir. Bu sayede sternoklaviküler eklem yeniden dengelenir ve stabil hale getirilir.
Posterior yönlü instabilitelerde greftin yerleştirilme şekli hayati yapılarla olan ilişkiyi dikkate alacak şekilde planlanır. Gerekli durumlarda rekonstrüksiyon açık cerrahi teknikle yapılır.
Bu ameliyat sonrasında:
- Eklemde stabilite sağlanır,
- Anormal oynama hissi ortadan kalkar,
- Kronik ağrı, yutma ya da solunum sıkıntısı gibi semptomlar büyük oranda düzelir,
- Hasta güvenli şekilde günlük hayata ve spora dönebilir.
Doğru teknikle ve deneyimli cerrah tarafından yapılan rekonstrüksiyon cerrahisinin başarı oranı yüksektir.
Ameliyat Sonrası Süreç ve Rehabilitasyon
Sternoklaviküler eklem rekonstrüksiyon ameliyatından sonra iyileşme süreci aşamalı ve kontrollü şekilde ilerler. Ameliyatın başarısını korumak ve greftin uygun şekilde iyileşmesini sağlamak için rehabilitasyon süreci büyük önem taşır.
İlk 4 Hafta: İmmobilizasyon Dönemi
Ameliyat sonrası hastanın kolu, omuz hareketlerini kısıtlayacak şekilde bir omuz askısı (sling) ile minimum 4 hafta süreyle sabitlenir. Bu dönemde sadece sarkaç egzersizleri gibi pasif ve güvenli hareketlere izin verilir. Amaç, eklem üzerinde aşırı stres oluşturmadan yumuşak dokuların iyileşmesine fırsat tanımaktır.
4. Haftadan Sonra: Hareket Açıklığı ve Güçlendirme
Dördüncü haftadan itibaren hastaya aktif yardımlı egzersizlere başlanır. Başlangıçta omuz abduksiyonu (yana açılma) 90 dereceyle sınırlı tutulur. Her hastanın klinik gidişatına göre hareket açıklığı kontrollü bir şekilde artırılır. Ağırlık taşıma ve güçlendirme egzersizleri de yine doktor ve fizyoterapist eşliğinde kademeli olarak başlatılır.
12. Haftadan Sonra: Günlük Aktivite ve Spora Dönüş
Yüksek düzeyde fiziksel aktivite veya spora dönüş genellikle ameliyattan en erken 12 hafta sonra değerlendirilir. Bu süre, hastanın eklem stabilitesi, ağrısız hareket kabiliyeti ve kas gücüne göre kişiye özel olarak planlanır.
Sternoklaviküler Eklem Çıkığı ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Sternoklaviküler eklem nedir, ne işe yarar?
Sternoklaviküler eklem, köprücük kemiği ile göğüs kemiği arasında yer alır ve kolu gövdeye bağlayan tek eklemdir. Omuz kuşağının gövdeyle uyumlu hareket etmesini sağlar.
Sternoklaviküler eklem çıkığı tehlikeli midir?
Özellikle arka (posterior) çıkıklar tehlikelidir. Çünkü soluk borusu, yemek borusu ve büyük damarlar üzerinde baskı oluşturarak solunum ya da dolaşım problemlerine yol açabilir.
Posterior çıkık ile anterior çıkık arasındaki fark nedir?
Anterior çıkıkta köprücük kemiği öne doğru yer değiştirir ve genellikle ciddi hayati risk oluşturmaz. Posterior çıkıkta ise köprücük kemiği göğüs boşluğuna doğru gider ve hayati yapılara baskı yapabilir.
Kronik sternoklaviküler eklem instabilitesi nasıl anlaşılır?
Omuz hareketleri sırasında köprücük kemiğinin ileri geri oynaması, çıtırtı hissi, tekrar eden ağrı ve omuz çevresinde güvensizlik duygusu kronik instabilitenin tipik belirtileridir.
Kronik instabilite tedavi edilmezse ne olur?
Zamanla ağrılar artabilir, hareket kısıtlılığı gelişebilir ve posterior instabilitelerde yutma veya solunum güçlüğü gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Uzun vadede yaşam kalitesini düşürür.
Hangi durumlarda ameliyat gerekir?
Tekrarlayan çıkık, belirgin gevşeklik, günlük aktiviteleri etkileyen ağrı, güvensizlik hissi ya da posterior yönlü instabiliteye bağlı hayati risk varsa ameliyat gerekir.
Sternoklaviküler eklem ameliyatı nasıl yapılır?
Genellikle hastanın kendi hamstring tendonundan (gracilis) alınan greft, köprücük kemiği ile göğüs kemiği arasına yerleştirilerek eklem stabilitesi yeniden sağlanır. Bu işleme rekonstrüksiyon ameliyatı denir.
Ameliyat sonrası kol ne kadar süre askıda kalır?
Ameliyat sonrası kol genellikle 4 hafta boyunca omuz askısında tutulur. Bu sürede yalnızca sarkaç egzersizlerine izin verilir.
Spora veya ağır işe dönüş ne zaman olur?
Yüksek efor gerektiren aktivitelere dönüş genellikle ameliyattan 12 hafta sonra değerlendirilir. Bu süre, kişinin iyileşme sürecine göre değişebilir.
Bu ameliyatın başarı oranı nasıldır?
Deneyimli cerrahlar tarafından doğru teknikle uygulandığında başarı oranı yüksektir. Hastaların büyük kısmı ağrısız ve stabil bir omuzla normal yaşamlarına dönebilir.
Sonuç
Sternoklaviküler eklem yaralanmaları, kolu gövdeye bağlayan köprücük kemiği ekleminde meydana gelir. Özellikle travma sonrası arkaya doğru olan çıkıklar (posterior çıkık), soluk borusu ve ana damarlara baskı yapabildiği için hayati risk taşıyan acil bir durumdur. Daha sık görülen öne doğru çıkıklar ise genellikle kalıcı instabiliteye (gevşekliğe) ve kronik ağrıya yol açabilir.
İlk yaralanma sonrası iyileşmeyen ve omuz hareketleriyle sürekli oynama hissine neden olan kronik instabilitenin kalıcı çözümü cerrahidir. Bu durumda, kopan bağları yeniden oluşturmak amacıyla hastanın kendi hamstring tendonundan alınan bir greft ile rekonstrüksiyon ameliyatı yapılır. Bu ameliyat, eklemde stabiliteyi sağlayarak hastanın ağrısız ve güvenli bir şekilde günlük yaşamına dönmesine olanak tanır.
Uzman Doktor Tavsiyelerimiz
Sternoklaviküler eklem çıkığı şüphesinde, özellikle yüksek enerjili bir travma sonrası, doğru tanının konulması hayati önem taşır. Arkaya doğru bir çıkığın atlanmaması için en güvenilir görüntüleme yöntemi Bilgisayarlı Tomografi’dir (BT). Nefes darlığı, yutkunma güçlüğü veya ses kısıklığı gibi belirtiler varsa derhal acil servise başvurulmalıdır.
Her sternoklaviküler eklem çıkığı ameliyat gerektirmez. Cerrahi tedavi, genellikle eklemin iyileşmediği ve günlük yaşamı etkileyen ağrılı, tekrarlayan oynama hissinin (kronik instabilite) olduğu durumlarda düşünülür. Başarılı bir sonuç için doğru cerrahi teknik kadar, ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecine uyum da kritiktir.
Kişisel durumunuzun değerlendirilmesi ve size en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için Utku Erdem Özer ile iletişime geçebilirsiniz. Detaylı bilgi için iletişim kanallarını kullanabilir veya doğrudan randevu alabilirsiniz.


